cilt kuruluğu

Yer Çekiminin Cildinize Etkilerini Sonlandırın !

ciltelastikiyetiarttirma

Cilt Elastikiyetinin Arttırmanın Yolları Nelerdir?

 Kollajen ve Elastinin Önemi

Kollajen ve elastin seviyeleriniz, cildinizin ne kadar esnek, yumuşak ve sıkı olduğunu belirler. Yaşlandıkça, kollajen ve elastin seviyeleri azalır. Bu yüzden cildiniz, esnekliğini, sıkılığını ve pürüzsüzlüğünü kaybetmeye başlar.

Cildiniz 25 yaşına geldiğinizde, doğal olarak yaşlanmaya başlar. O zaman, eğer bu yaşın üzerindeyseniz, kollajen ve elastin seviyelerinizi ciddi olarak göz önünde bulundurun. Kollajen ve elastin ile ilgilenmek, cildinize iyi bakmanız anlamına gelir.

Kollajen ve elastinin ne olduğunu ve bu iki hayati önem taşıyan proteinin vücudunuzdaki eksikliğinin nasıl telafi edilebileceğini görelim.

 Gençlik yıllarında kollajen ve elastin üretimi ile depolanması en üst düzeyde olduğu için cildimiz sağlıklıdır ve kırışmaya karşı direnir. Yıllar ilerledikçe bu iki protein vücut tarafından daha az üretilmeye başlar ve cildimiz beslenme, hava kirliliği ve benzer olumsuz koşulların etkisiyle soluklaşmaya ve kırışmaya başlar. Bu gibi olumsuzluklara karşı cildimizi korumak için kollajen ve elastin üretimini arttıran yollar bulmamız gerekir.

Öncelikle iyi bir cilt yüzeyi elde edebilmek için ölü cilt hücrelerinin temizlenmesi gerekir. Bu sayede ölü hücrelerin yerini yenilerinin alması sağlanır. Bu da cildinizin daha birinci adımda daha sağlıklı görünmesine neden olur.

Beslenmenize Dikkat edin !

Sigara içseniz de içmeseniz de eğer düzgün bir beslenme programı uygulamıyorsanız cildiniz için gerekli C vitamini takviyesi kullanmanız tavsiye edilir. C vitamini kolajen ve elastin üretimini arttırmak için çok önemlidir. Günlük C vitamini için tavsiye edilen miktar 500 miligramdır. Tabii bunu turunçgiller gibi doğal yollardan almanız daha iyi olacaktır. Diğer doğal C vitamini depoları arasında brokoli, biber ve kivi gibi askorbik asit içeren besinleri sayabiliriz.

Günlük beslenmenizde mutlaka yeterli miktarda protein almalısınız. Proteinler elastin ve kolajen üretimi üzerinde direkt olarak etkilidir. Protein yönünden zengin gıdalar arasında peynir, süt, baklagiller, tofu, fasulye ve fındığı sayabiliriz.

Son olarak cildiniz sürekli tüm olumsuz etkenlere karşı korunmasız durumdadır ve onu korumak sizin göreviniz. Güneşe çıktığınızda mutlaka koruyucu güneş kremi kullanın, işten eve dönünce gün boyunca yüzünüzde biriken kiri sabun kullanmadan bol su ile yıkayın, sigarayı kesinlikle bırakın ve alkol tüketimini sınırlandırın, kahve, çay, asitli içecekler ve şekeri azaltın. Tüm bunları yaparak ve dengeli beslenerek uzun yıllar cildinizin doğal parlaklığını koruyabilir ve geç kırışmasını sağlayabilirsiniz.

Cildinizin Elastin Üretimini Arttırın ve Genç ve Sıkı Cilde Dönüş Yapın!

Kollajen arttırıcı ürünlerle cildinize destek verin. Bu ürünler, kollajen seviyesinin yükselmesini sağlar. Günümüzde, bunu destekleyen molekülleri içeren cilt bakım ürünleri bulabilirsiniz.

Kollajen değerinizi yükseltmeniz ve elastin oranınızı arttırmanız gerekir ki, formda, sıkı, genç, sağlıklı bir cilde sahip olasınız!

Bu etmenlerin yanı sıra cildi destekleyen yöntemlerden de faydalanmak gerekir. Somon DNA Aşısı Pİ System, son dönemde cilt elastikiyetini arttırarak yaşlanmayı yavaşlatmasıyla öne çıkan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem sayesinde cilt yapısını güçlendirilir. Fibroblast sentezi sağlanır ve bağ dokuların onarımı sağlanır. Kollajen ve elastin üretimini artırarak görünür gençliğinizi geri kazanmanızı sağlar.  Somon DNA Aşısı Pİ System tedavisi kombine bir tedavidir ve 4 seans yapılması önerilir. Seans aralıklarını 7 ile 15 gün olarak hastanın cilt ihtiyacına göre doktor belirler. Her seansta kişi yüzünde gelişen elastikiyet artışını gözlemleyebilir. Ciltte tüm bunların yanı sıra parlama ve aydınlık bir ifade de ortaya çıkar.

Peptit İçerikli Kremlere Ulaşmak için Tıklayın >>> www.renovasy.com

Somon DNA Aşısı Pİ System Hakkında Detaylı Bilgi Almak İçin Tıklayın >> www.somondnaasisi.com

 

Reklamlar

Cilt Kuruluğu Nedenleri

Cilt kuruluğu cilt çok fazla su veya yağ kaybettiğinde hemen herkeste görülebilir. Bazı kişilerinse cildi diğerlerine göre daha kurudur veya kurumaya meyillidir.

Cilt kuruluğunun en çok rastlanan nedenlerini aşağıda sıralanabilir:

Yaş: Yaşlandıkça cildimiz de incelmeye ve kurumaya başlar. Yaşla birlikte metabolizma değişir, ciltte yağ bezleri daha az çalışır. Bu gibi nedenlerle cilt esnekliğini ve nemini yitirmeye başlar. 40’lı yaşlardan itibaren günlük olarak iyi bir nemlendirici kullanmaya başlamak gerekir. Aksi takdirde cilt kuruması şiddetlenmeye ve yaşlanmanız hızlanmaya başlayacaktır.

İklim: Çöl benzeri kuru bir iklimde yaşayanlar cilt kuruluğu sorunu ile daha çok karşılaşırlar. Sadece sıcak ve kuru iklim değil aynı zamanda soğuk ve kuru havalar da cildi kurutur. Soğuk havada cilt kuruluğu şikayeti kötüleşir. Hem kuru hava hem de iç mekanlardaki havadaki nemi daha da azaltan ısıtıcılar buna neden olur. Yaz aylarında ise klimaların benzer bir etkisi vardır. Kısaca, havadaki veya bulunduğunuz ortamdaki nem azaldıkça cilt kuruluğu şikayeti de artar.

Güneş: Güneş cildi kurutur ve güneş ışınları cildin daha alt katmanlarına ulaşarak kırışıklık ve sarkma gibi başka zararlara da neden olabilir.

Cilt hastalıkları: Çocuklukta egzama benzeri bir cilt hastalığı ile tanışmış olan kişiler yetişkinlik döneminde cilt kuruluğu problemi yaşayabilirler. Sedef hastalığı da yine cildin çok kurumasına yol açar.

Hormonal değişimler: Kadınlarda menopoz döneminde ya da tiroid hastalıklarında hormon seviyelerindeki dengesizlikler, cildin nem oranını etkileyerek cilt kuruluğuna sebep olabilir.

Kullanılan ilaçlar: İdrar söktürücü ilaçlar veya harici olarak kullanılan çeşitli kremler cilt kuruluğuna yol açabilir. Tedavi tamamlandıktan sonra ilacın kullanımı bırakıldığında, cilt de düzelecektir.

Meslek: Hemşirelerde, kuaförlerde ve diğer gün içinde cildi suyla çok fazla temas eden kişilerde cilt kuruluğu görülebilir. Ciltte sertleşme, çatlama meydana gelir.

Yüzmek: Bazı havuzlarda klor miktarı çok fazladır ve bu da yüzen kişilerin cildini kurutabilir.

Cildin ihtiyacı olan neme kavuşup kurumasını engellemek için dışardan destek alması gerekir. Özellikle mevsim geçişlerinde daha da kuruyan ciltleri dermokozmetik ürünlerle tedavi etmek mümkündür. Ancak kullanılacak ürünlerin içeriği de çok önemlidir. Peptid içerek ürünler cildin onarımını ve yeniden yapılandırılmasını sağlar. Bu sayede cilt sağlığına ve nemine kavuşur.

Cilt Kuruluğuna karşı onarıcı bakım sunan Renovasy ürünleri için tıklayın >> http://shop.optimusmedikal.com/

Cilt Kuruluğu Nasıl Önlenir?

Cildinizin kurumasını önlemenin yolu cildin kurumasına neden olan faktörlerin bilincinde olmaktan geçer. Peki cildi kurutan faktörler nelerdir?

Sıcak su kullanımı: Banyo yaparken ılık suyu tercih edin. Sıcak su, cilde nemini veren cildin doğal yağlarını daha çabuk azaltır.

Kozmetik ürünler: Sabunlar ve alkol içeren hijyen ürünleri cildi kurutabilir. Daha çok parfümsüz, alkolsüz ve nemlendiricili ürünlere yönelmelisiniz. Hijyen bakımından oldukça rağbet gören antibakteriyel sabunlar da cildi kurutan ürünlerdir.

Kimyasallardan korunun: Deterjan, aseton ve kimyasallarla sık temastan kaçının.

Duşta uzun süreli kalmak: Eğer her gün duş alıyorsanız, duşta kaldığınız süreyi 10 dakika ile sınırlamaya çalışın. Daha fazlası cildin susuz kalmasına yol açabilir. Cilt kuruluğu sorunu olanlar günde bir kereden fazla duş almasa daha iyi olur.

Ortamın nemi: Evinizdeki havayı nemli tutmanız cildinizin kurumasını da önleyecektir. Bu sebeple nem cihazı kullanmak bu sorunun üstesinden daha kolay şekilde gelmenizi sağlayacaktır.

Soğuk havaya: Soğuk ve kuru havalar cilt kuruluğu şikayetinin başlıca nedenleri arasındadır. Soğuk havada ellerinizi ve yüzünüzü örtmeye özen gösterin. Bu şekilde dudak ve el çatlamalarının önüne geçebilirsiniz.

Sabunla temizleme: Eğer cildiniz çok kuruysa, sabun veya benzeri bir ürünle yüzünüzü günde sadece bir defa, geceleri temizleyin. Sabahları yüzünüzü sade, soğuk suyla yıkayın.

Susuz kalma: Alkol alımı ya da fazla terleme gibi nedenlerden dolayı vücut su kaybettiğinde, mutlaka bol bol su içilerek vücudun susuz kalması engellenmelidir. Bunun dışında gündelik hayatta da yeteri kadar su içmeye özen gösterilmelidir.

Giysiler: Cildin nefes almasını sağlayacak pamuklu, ipekli kumaşlar cildin tahriş olmasını, kurumasını önler. Giysiden söz açılmışken kullandığınız deterjanın da boya veya parfüm içermemesi önerilir. Bu tür ürünler yine cildi tahriş edebilir.

Beslenme: Cilt kuruluğunu engellemek için dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bol su tüketimidir. Sadece suyla değil, bitki çayları ya da meyve sularıyla da gerekli sıvı ihtiyacı karşılanabilir. Özellikle bol meyve ve sebze tüketimi, cilt sağlığı için gereklidir.

Peptid içerikli cilt bakım ürünleri için tıklayın >>> www.renovasy.com

Peptid içerikli nem maskesi için tıklayın >>> http://shop.optimusmedikal.com/Anti-Aging-Mask,PR-6.html

Somon DNA Aşısı hakkında detaylı bilgi için tıklayın >>> www.somondnaasisi.com

Cildi Soğuklardan Koruyun!

Cildinizin susuz kalıp kalmadığını öğrenmek için elinizin üzerindeki deriyi çekip bırakarak küçük bir test yapabilirsiniz. Deri anında eski haline dönmezse, daha çok sıvıya ihtiyacınız var demektir

Deriyi çekip bırakarak yapılan su testi, genç yetişkinlerin çoğunda işe yarasa da yaşlılarda öyle olmadığı halde sanki ciltleri susuz kalmış gibi tepki verir. Yaşlıların cildi uzun zaman önce su tutma kabiliyetini yitirir ve cilde esnekliğini veren yapılar ise; onarılamayacak şekilde hasar görmüş olur. Su prensibi, suyu hücre içerisine alarak orada tutmanızı ve böylece vücudunuzdaki trilyonlarca hücreden her birinin tam kapasite ile çalışmasını sağlamaktır. Oksijen ve su, ihtiyacınız olan en önemli maddelerdendir ve yaşlanma ile ilgili bildiğimiz her şey bize, su kaybının yıllar süren hikayesinin fonksiyonlarda düşüşe neden olduğunu gösterir. Doğum anında vücut ağırlığımızın yüzde 75’ini su oluşturur ancak zamanla hücrelerimiz su tutma kabiliyetini yitirir.

SU, KESİNTİYE UĞRAMAYA BAŞLAR

Vücut ana organlarında bulunan suyu muhafaza edebilmek için bir savunma mekanizması geliştirir ancak ciltte bir su kaybı olduğunda vücudun başka organlarında da su kesintiye uğrar. Deri, vücudun görünebilen en büyük organıdır ve su kaybı da dahil olmak üzere vücutta meydana gelen yaşlanma sürecini yansıtır. Kuru, ince ve sarkık bir cilt gördüğümde problemin orada bitmediğini bilirim. Vücuttaki bütün hücrelerin arasında ayrı bağlantı vardır. Bu sebeple eğer epidermiste su kaybı söz konusu ise; buradaki hücreler kaybettiği suyu başka yerlerden bulmaya çalışacaktır. Kaybettiği suyu hücreler arasında dolaşan sıvıdan, komşu bir hücreden ya da altında bulunan dermisten daha sonra dokular ya da diğer organlara ait hücrelerden elde etmeye çalışılacaktır.

DERİ ESNEKLİĞİNİ KAYBEDER

Yeterli su kaynağı olmadığında deri hücreleri parçalanır. Deriyi destekleyen yapılar sertleşir ve esnekliğini kaybeder. Cilt tabakaları incelir ve düzleşir. Damar duvarları kırılgan ve delikli bir hale gelerek, eski borular gibi su sızdırır. Besinler dağıtılamaz ve atık maddeler dışarı atılamaz. Su kaybı ne kadar çok olursa, kırılganlık ve bariyerin delinebilme olasılığı o kadar fazla olacaktır. Bu güçsüzleşme daha da çok su kaybına yol açacak, yıkıcı ve kendi kendini sürdüren döngü harekete geçecektir. Siz, su kaybetmeye bir son verebilirsiniz. Hayati önem taşıyan güçlü bir bariyer oluşturabilir, böylece sadece genç bir görünüme sahip olmakla kalmaz aynı zamanda su kaybına karşı kendini koruyan ve tam kapasite ile çalışan bir cilde sahip olabilirsiniz.

CİLTTE DERİN ÇİZGİLER MEYDANA GELİR

Yaşlanma ile ilgili birçok nedenden bahsedilebilir. Ancak bu nedenlerin tümü bir temel sonuçta toplanabilir: Su kaybı. Bence yaşlanmanın sağlık ve güzelliğe etkisinde anlaşılması gereken eksik halka su kaybıdır. Çevrenin neden olduğu serbest radikallerin ciltte yarattığı tahribat, enfalamasyonu derinden tetikleyen güneş yanıkları veya cilde besin taşıyan damarların incelmesi ve zayıflaması hep su kaybıyla sonuçlanır. Bunun nasıl meydana geldiğini de görebilirsiniz. Bu durum kırışıklıklara, kat kat bir görünüme, derin çizgilere, renk solgunluğuna, şişkinliğe ve gevşekliğe neden olur.

Su kaybını önlemek için cildi nemlendirmek gerekir. Derin cilt nemlendirmesi sağlayan anti-aging bakım için tıklayın

Cilt Kuruluğunu Önlemek İçin İpuçları

Sıcak su kullanmayın: Banyo yaparken ılık suyu tercih edin. Sıcak su, cilde nemini veren cildin doğal yağlarını daha çabuk azaltır.

Kozmetik ürünlerine dikkat: Sabunlar ve alkol içeren hijyen ürünleri cildi kurutabilir. Daha çok parfümsüz, alkolsüz ve nemlendiricili ürünlere yönelmelisiniz. Hijyen bakımından oldukça rağbet gören antibakteriyel sabunlar da cildi kurutan ürünlerdir. Sabun yerine büyüme faktörlü yıkama jellerini tercih edin.

Duşta uzun kalmayın: Eğer her gün duş alıyorsanız, duşta kaldığınız süreyi 10 dakika ile sınırlamaya çalışın. Daha fazlası cildin susuz kalmasına yol açabilir. Cilt kuruluğu sorunu olanlar günde bir kereden fazla duş almasa daha iyi olur.

Nem cihazı kullanın: Evinizdeki havayı nemli tutmanız cildinizin kurumasını da önleyecektir.

Soğuk havaya dikkat: Soğuk ve kuru havalar cilt kuruluğu şikayetinin başlıca nedenleri arasındadır. Soğuk havada ellerinizi ve yüzünüzü örtmeye özen gösterin. Bu şekilde dudak ve el çatlamalarının önüne geçebilirsiniz.

Yüzünüze özen gösterin: Eğer cildiniz çok kuruysa mutlaka hyaluronik asit içeren nemlendiriciler tercih edin. Haftada bir yoğun nemlendirme için nem maskesi yapmayı da ihmal etmeyin.

Susuz kalmayın: Alkol alımı ya da fazla terleme gibi nedenlerden dolayı vücut su kaybettiğinde, mutlaka bol bol su içilerek vücudun susuz kalması engellenmelidir. Bunun dışında gündelik hayatta da yeteri kadar su içmeye özen gösterilmelidir.

Giysilerinize dikkat edin: Cildin nefes almasını sağlayacak pamuklu, ipekli kumaşlar cildin tahriş olmasını, kurumasını önler. Giysiden söz açılmışken kullandığınız deterjanın da boya veya parfüm içermemesi önerilir. Bu tür ürünler yine cildi tahriş edebilir.