Aylar: Haziran 2014

Pürüzsüz Cildin Felaketi Akne Hakkındaki Bilmedikleriniz

Resim

http://www.renovasy.com

Reklamlar

Güneşten KORUNMA!

Güneşte ne kadar süre kalabiliriz? Güneşte ne kadar kalabileceğimiz her şeyden önce cilt tipimizle alakalıdır. Çok beyaz, çok açık tenli kişiler, güneşten daha süratli etkilenirler. Buna karşılık esmer ve koyu tenli kişilerde doğal bir koruyucu pigment tabakası vardır. Bu kişiler daha uzun süre güneşte kalabilirler. Ama genel olarak 20 dakikadan uzun süre korunmasız bir şekilde güneşte kalırsak cildimizin bundan zarar görmeye başlayacağını unutmamalıyız.

Bunun önüne geçmek için cilt tipimize uygun koruyucu faktörü olan güneş koruyucu ürünleri güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce sürmeliyiz.

Teorik olarak bütün gün güneş altında kalabiliriz, fakat pratikte 11.00 ve 16.00 saatleri arasında güneşte kalmak daha zararlıdır. Çünkü bu saatler arasında güneş ışınları çok dik olarak yeryüzüne temas eder.

Güneş ışınları her durumda zararlı mıdır? Ultraviyole A ışınları, görünür ışınlara en yakın olan kısımdır. Bunlar gün ortasında güneş ışığının en yoğun ultraviyole kısmını oluşturur. Ultraviyole ışınları süratli bir kızarıklık yapar ve süratli şekilde cilt rengimizde koyulaşmaya yol açar. Fakat bu koyulaşmanın etkisi kalıcı değildir.

Ultraviyole B ışınları ise biraz daha kısa dalga boyuna sahiptir. Bunlar da daha az miktarda bulunur, güneş ışınlarının içerisinde daha gecikmiş bir etkiye sahiptir. Güneşe maruz kaldıktan sonraki 24 ile 48 saat içinde pigment hücrelerini uyararak cilt rengimizin koyulaşmasına sebep olur. Güneş yanığının gerçekleşmesinde de temel sorumlu, ultraviyole B ışınlarıdır.

Ultraviyole ışınlarının olumsuz etkileri nelerdir? Güneşte fazla kaldığımız an cildimizde önce bir kızarma, daha sonra şişme, acıma hissi ve çok abartılı bir durum söz konusu ise su kabarcıklarından oluşan güneş yanığı görebiliriz. Bunlara karşı genelde önlem alma isteği hissederiz. Bir de bizim göremediğimiz olumsuz etkileri vardır ultraviyole ışınlarının. Bunlar yıllar içinde ortaya çıkar.

Cildimizin yıpranmasından, kırışmasından sorumludur ultraviyole ışınları. Cildimizde yaş ilerledikçe ortaya çıkan pigment lekeleri, damarlardaki çatlaklar, bu ultraviyole ışınlarının etkisiyle ortaya çıkar ve hepsinden önemlisi an içerisinde deri kanserine zemin hazırlar. Bunun en somut örneğini çiftçiler, denizciler gibi mesleği açık havada çalışmak olan kişilerde deri kanserinin en sık olmasıyla görüyoruz.

 

Tedbir İçin Ne Yapmak Gerekir? Tatil öncesi cildi yenilemek önemlidir. Cilt yapısının güçlü olması güneş hasarların yakalanma riskini azaltır. Lekelenme ve kırışıklık oluşumunu azalmak için Renovasy bio-COS protokollerinden size uygun olanı yaptırmanız cildinize yarar sağlayacaktır. Ürün ile ilgili detaylı bilgi edinmek için -> http://renovasy.com/urunler/biyodinamik-cilt-onarim-sistemi-bio-cos/biyodinamik-cilt-onarim-sistemi-bio-cos-nedir/

 

Güneşin Zararlı Etkileri

Görüntü

Deri kanseri çeşitleri arasında en ciddi ve en tehlikeli cilt kanseri olan malin melanom, deriye rengini kazandıran melanosit isimli hücrelerden husule gelmekte ve çeşitli belirtiler ile hastaların yaşam kalitelerini mühim derece olumsuz etkilemektedir. Vücudumuzun tamamını kaplayan derimizin herhangi bir kısmında ortaya çıkan malin melanom kanserinin belirtileri ise uzmanlar tarafından şu şekilde açıklanmıştır.

Malin melanom kanserinin ilk belirtileri, vücutta bulunan belerin büyümeye başlaması, asimetri gibi benin şeklinde değişiklikler husule gelmesi, ben renginde farklılık olmasıdır. Malin melanom kanserinde benin rengi ya tamamen koyulaşır ya da tamamen açık bir renk halini alır. Genişleme ve benin şeklinde kabarıklığın artması da malign melanom belirtileri arasındadır.

Malin melanom kanser belirtilerinin bir diğeri de, kaşıntı husule gelmesidir. Benin üzerinde kanama olması, benin sulanması, ağrı ortaya çıkması da malin melanomun belirtilerindendir olmaktadır. Eğer bu belirtileri kendinizde hissediyorsanız, malin melanom kanseri riskini aklınıza getirmeli ve uzman bir cilt doktoruna başvurmalısınız.

www.optimusmedikal.com

GÜNEŞTEN KORUNUN!

Görüntü

Uzun süreli ve aşırı maruziyetlerde benlerdeki şekil renk değişiklikleri ve sayılarındaki artış nedeniyle hastaların düzenli takibi gerekebilmektedir. Var olan benlerdeki değişlikler  veya normal deride yeni gelişen koyu renkli oluşumlar mutlaka dikkate alınmalıdır. Cilt lekeleri ve foto yaşlanma da en sık karşılaşılan sorunlardan biridir.

 www.optimusmedikal.com

Gece Bakımı Neden Önemlidir?

Görüntü

Geceleri cilt metabolizması daha fazla çalışıyor, dolayısıyla günün verdiği zararlar, UV ışınları ve cilt yüzeyinde biriken kir, gece temizleniyor. Böylece cildin üst katmanındaki hücreler yenileniyor. Ayrıca geceleri cildin kan dolaşımı gündüzden daha yoğun oluyor. İşte bu yüzden cildinizin gece bakımına özellikle önem vermeniz gerekiyor.

Eğer cildinizin daha uzun yıllar gergin, pürüzsüz ve kırışıksız görünümünü korumak istiyorsanız, gündüz bakımınızın yanı sıra gece bakımınızı da asla ihmal etmemelisiniz.

Bunun en önemli nedeni cildin gün boyunca onu koruyucu hidrolipid filmini dengede tutma çabalarıyla haşır neşir olmasından kaynaklanıyor. Cildi olumsuz dış etkenlerden koruyan bu film, geceleri yerini rejenerasyon ve yenilenme programına bırakıyor.

Son araştırmalar, cilt fonksiyonlarını gün içinde değişiklik gösterdiğini ortaya koyuyor. Örneğin, akşam 18.00’den itibaren cilt metabolizması daha yoğun çalışmaya başlıyor. Saat 23.00’den itibaren de cildin kan dolaşımı, yenileme ve tamir etme çalışmaları doruk noktasına ulaşıyor.

Saat sabah 04.00’e kadar ciltteki hücre bölünmesi gündüze oranla çok daha hızlı gerçekleşiyor. Aynı zamanda bakım ürünlerini alma açısından da cilt geceleri daha uygun oluyor. Bunun yanı sıra yağ ve su bazlı maddelerin bu saatlerde cilde ulaşması mümkün olabiliyor.

Kısacası, cildin özellikle gece bakımıyla ve kendini korumasını ve yenilemesini sağlayabilmesi uyku saatlerimize denk geliyor.

Gece vakti güzellik tedavisi

Güneş, hava kirliliği, sigara ve alkol cildinizin en büyük düşmanlarıdır. Gece yatarken teniniz bütün bu faktörlerden uzak olacağı için, yoğun içerikli bir kremle mikroplara karşı savaşması daha kolay olur.

Her gece profesyonel cilt temizleyiciler kullanın. Temizleyicinizin sabun, paraben ve alkol içermediğine özellikle dikkat edin. Bu gibi maddeler cilde zarar verir. Özellikle cildin yenilenmesini sağlayacak olan biopeptid içerikli temizleyicileri tercih edebilirsiniz. Bu sayede cildinizi temizlerken canlandırıp yenilenmesini de sağlarsınız. Renovasy Cleansing Gel bir çok uzman tarafından önerilen, cilde dost bir temizleyicidir.

Cildinizi temizledikten sonra mutlaka gece kreminizi de kullanın. Gece kreminizin içeriğinde de cildinizi nemlendirmeye yarayacak maddeler olmasına özen gösterin. Temizleyicide olduğu gibi bu kremlerinde hyaluronik asit içermesi önemlidir. Yine Renovasy markasında hyaluronik asit ve biopeptid içeren cilt bakım ürünlerini bulmanız mümkündür.

Yanlış Uyku Pozisyonu Yüzü Yaşlandırıyor

Görüntü

Yeterli ve düzenli uyku, yaşlanmaya karşı savaşta önemli tedbirlerden biridir. Düzensiz uykunun sağlığı negatif etkilediğine şüphe yok. Düzensizlik kadar uyuma pozisyonu da yüz yaşlanmasını, yaşlanmanın anatomik değişikliklerini hızlandırıp, kırışıklıkları daha erken ve hızlı ortaya çıkarıyor.

Gençliği muhafaza etmek ve bunu uzun süre devam ettirmek için yeterli ve uygun pozisyon­da alınmış uyku cilt bakımının ABC’si olarak nitelendirdiğimiz cildi nemlendirme, temizik ve güneş ışınlarından korumak sadece güzellik için değil, tüm vücut sağlığımız üzerinde pozitif etkileri var. Sağlığın ve güzelliğin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan uyuma pozisyonumuzun yüz yaşlanması üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguladı.

Çizgilerden sorumlu

Uzmanlar araştırmalar sonucunda özellikle sert yastıkta yatmanın, uyku sırasında yoğun olarak yüzü koyun pozisyonunun kullanılmasının yaşlanmayı hızlandırıcı etkileri olduğunu gösteriyor. Çoğu insan uykuda nasıl yattığına pek dikkat etmiyor ve özellikle bir tarafa daha fazla yatıyor. Sonrasında ise yıllar içerisinde o tarafta yaşlanma etkilerinin daha yoğun olarak ortaya çıkmasına neden oluyor. Bir insanın yüz dâhil tüm vücudunda tam bir simetrinin olmayacağı kesin, ancak yatıştaki bu dengesizlik bu asimetriyi daha da bariz bir duruma getirebiliyor. Yine bazı insanlarda, yüz üstü yatış alışkanlığına bağlı olarak uyku çizgileri olarak adlandırabileceğimiz ek kırışıklıkların da ortaya çıkabildiğini unutmamak gerekir. Erken yaşlarda önlem almanın tüm bunlardan korunmak için en önemli adım olduğu ise çok açıktır.

Nasıl uyumalı?

Uyku sırasında yüzünüze gelecek basınç ne kadar az olursa o kadar iyidir. Ancak boyun ve omurga sağlığı açısından çok yumuşak yastıkların zararlı olacağı unutulmamalıdır. Uyku sırasında uygun omurga pozisyonunu sağlayacak şekilde, yumuşak bir yas­tık seçilmelidir. Uyku sırasında pozisyonunu kontrol etmek mümkün olmayabilir ama en azından uykuya geçişte sırtüstü pozisyonu se­çer­se­niz zaman içerisinde bu bir alışkanlık haline gelebilir ve yüz yaşlanmasından kurtulabilirsiniz.

www.renovasy.com